|
Değerlendirmeler "Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik Elemanlar Grubu Aylık Bülteni / Ekim 2010" dan alınmıştır.
Selma Eroğlu, Makina Mühendisi Olağanüstü Genel Kurul denildiğinde isminden olsa gerek olağanüstü kararlar alınacak gibi bir fikre kapılıyor insan. Salona hakim olan "redci anlayışı" izlerken sahiden de "olağanüstü" demeden edemedim. Divanın yetersizliği, komisyonun işlevsizliği bir yana delege katılımında ki orantısızlıkta statükonun korunmasına yardımcı oldu. Oda, yeter ki siz düşünmeyin dercesine bizim yerimize düşünüp, özene bezene hazırladığımız önergelerimizi bir bir ayıkladı. Merkeziyetçi yapı korunarak ne liberalliğimiz kaldı eleştirilmedik, ne de Tüsiad başkanıyla bir tutulmamız! Hele kadın meslektaşlarımızın çıkıp ta kadın sözünden bile duydukları rahatsızlığı yüksek sesle kürsüden haykırması görülmeye değerdi. Dışarıda destek sözü veren bazı arkadaşların, içerde en bayağı siyasetine tanık olduk. "Kafalarına göre" kurultay yapan üyelere hadleri bildirilerek, nasıl kurultay yapılacağının öğretilmesi kararını dinledik. Mücadeleyi yükseltmektense "kontrol edilebilir" seviyede tutmaya özen gösteren arkadaşlar bize özetle dediler ki, kadın mühendislerin sorunları kadınlara bırakılamayacak kadar önemlidir.
Behice Çağlar, Makina Mühendisi Olağanüstü genel kurula dinleyici olarak katıldım. En başından beri, hep beraber adım adım ördüğümüz kadın kurultayının, kararlarını genel kurulda savunmak için, benim de içinde olduğum pek çok kadını delege yapmayarak dilsiz bırakan ve çok az sayıda kadın delegeyle de olsa başarıyla savunduğumuz görüşlerimizi bastırmak, yönetimde olmanın avantajını kullanmak konusunda hiç tereddüt etmeyen, kadın konusunu marjinalleştirmek için, sınıf mücadelesini öne süren, hiç sıkılmadan kadın mücadelesi verenleri liberalizmle suçlayan etkin yönetim anlayışına karşı son derece öfkeliyim. Kadın kurultayı kararlarını da, her konu gibi iktidar meselesi ve güç gösterisine dönüştürdüler. Önceliklerinin, bizi kontrolleri altında tutmak olduğunu bir kere daha gösterdiler.
Yalnız, kağıt üstünde kalan, çalıştırılamayan Kadın Çalışma Grubunun çalışır hale getirilmesi için verdiğimiz önerge, pratikte uygulanamaz gerekçesiyle reddedildi. Eskisi zaten çalışmıyor yıllardır, bu kadar ısrarlı olduklarına göre, kadınlar en azından denesin, demediler, yeni öneri de getirmediler.
Bazı önergelerimizin, iyi ifade edilmediğini, başka türlü olsa geçebileceğini söylerken, bunu önerebilecek bir komisyonunun yokluğundan rahatsızlık duymadılar. Genel kurul delegeleri içinde, kadınların azlığından kendilerine hiçbir sorumluluk payı çıkarmadıkları gibi. Söylemde demokrasiyi dillerinden düşürmeyenler, bir kitle örgütünde, kapsayıcılığın ve kadın politikasının varlığının demokrasinin gereği olduğundan herhalde habersiz olamazlar. Ücretli İşsiz Mühendisler Kurultayının da aynı saldırıya maruz kaldığını belirtmek gerekiyor. Seçilmiş yöneticilerin, erklerini kadınlar, gençler, ücretli çalışan ve işsizler üzerinde ispat etmesi, söylemsel politik duruşlarıyla çelişiyor.
Olağanüstü genel kurulda kabul edilmeyen kurultay kararları gibi, 6 oda başkanının icazetiyle geçen önergeler de yer alan kadın kurultayı kararlarına da elbette sahip çıkacağız. TMMOB'de, Kadın mücadelesinde önemli kazanımlar elde ettik, ancak bize uygulanan baskıyı asla sindirmeyeceğiz. Genel bir kanı vardır, baskı ya sindirir, ya güçlendirir. Bizim mücadelemizin, ikincisini doğrulayacağı konusunda hiç bir tereddüdüm yok. Kadın Mühendisler Grubu, Komisyonlar ve Kadın Kurultayı sürecinde, ortaklaşa davranma konusunda yaşadığımız deneyimin çok önemli ve kapsayıcı olduğunu düşünüyor ve güveniyorum.
Özdeş Bodur, Gıda Mühendisi Olağan genel kurulda olduğu gibi olağanüstüsünde de, kadın mühendis/mimar ve şehir plancıların cinsiyet ayrımcılığına uğradığı gerçeğini inkar eden delegelerle müşerref olduk. Bunların birkaçı erkekti. Ayrımcılığa uğramadığımızı iddia etmelerindeki bilmişlik, cüret neydi öyle! İnsan bu dünyada geçirdiği tek bir gününde bile kadın olarak yaşamadan nasıl böyle ahkam kesebilir? O insan erkek olursa kesebiliyor demek ki!
Benzer mahiyette söz alıp kadın mücadelesini gereksiz sayan -neyse ki yine az sayıdaki- kadına ise şaşmaya devam ettim. Gıda mühendisi olarak iş yaşamında cinsiyet ayrımcılığına uğramış olan ben mi çok şanssız veya hassasım, maden ya da makine mühendisliği gibi gıda mühendisliğine göre çok daha erkek egemen alanlarda çalışan bu hemcinslerim mi çok şanslı çözemedim. "Ben hiç ayrımcılığa uğramadım" beyanlarının ayrımcılığa uğrayanları suçlayıcı bir anlam taşıdığının farkında değiller miydi acaba?
Bkz. Şekil 1A diye pek mütevazi bir havada kendilerini işaret ederek TMMOB'de kadınların önünün zaten açık olduğunu, bu nedenle kotaya gerek olmadığını söyleyen iki kadın delege, TMMOB kadınların ayaklarının altına mosmor halılar da serse, toplumsal yaşamdaki eşitsizlikler nedeniyle kotaya yine de ihtiyaç olduğunu göremiyorlardı, ne yazık!
En üzücüsü ise, eşitsizliğe karşı mücadele eden kadınlara karşı duydukları bariz öfkeydi. İçlerinde, genç bir kadın delegenin arkasından söz alıp gerçekten hiddet saçan sözler ve gözlerle sırf süresini aştığı için bu arkadaşımıza kürsüden ayar bile veren oldu! Bu arkadaşımız, sayısız erkek delegenin gündemdeki önergelerle ilgisi olmayan upuzun nutuklarından bu kadar rahatsız olmamıştı nedense.
Kıssadan hisse; Türkiye'deki beyaz yakalı, meslek sahibi kadınların uğradıkları eşitsizliği, ayrımcılığı kabullenme konusundaki bu inadı, gururu, kompleksi anlayıp farkındalıklarını arttırmak TMMOB'deki kadın mücadelesinin en önemli görevlerinden biriymiş. Hala...
(www.kadinmuhendisler.org)
ilgili haberler |