Toplumcu Eksen

Toplumcu Eksen

Eksen Sayı: 6

TMMŞP iletişim grubu

İsim:

Mail:

Arama

kizilbayrak.net

İş cinayetlerinin hesabını soralım!

10 işçi kardeşimizi 28 Şubat’da Adana’da yaşanan bir iş cinayetine kurban vermişken, Esenyurt'ta gelen yeni bir işçi katliamı haberi ile uyandık güne... Devamını oku...

#000000

Kapitalizmin kum torbası

Adana’da inşaat halindeki Gökdere Köprü Barajı’nın kapağının patlaması sonucu 10 işçi sulara kapılarak iş cinayetine kurban gitti. Devamını oku...

#000000

TMMOB bürokrasisindeki çürümedeki son nokta

TMMOB'nin “Ücretli Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları ve İşsizlik Kurultayı” 25 Şubat günü gerçekleştirildi... Devamını oku...

#000000
http://www.toplumcueksen.net/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/5460309473977210.jpg
http://www.toplumcueksen.net/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/694166adana_is_cinayeti.jpg
http://www.toplumcueksen.net/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/645411tmmob_.jpg
thumbnailthumbnailthumbnail

Haberler

ÇHD: Sorumlular cezalandırılsın!

News image

(28.02.12) - Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Adana Şubesi, Pozantı ve Osmaniye Cezaevlerinde yaşanan hak ...

İstanbul Sağlık Hakkı Meclisi kuruldu

News image

(28.02.12) - 11 Mart'ta Ankara'da Türkiye Büyük Sağlık Hakkı Meclisi'ni deklare edecek olan ...

Joomla Templates and Joomla Extensions by JoomlaVision.Com
  • TMMOB

  • Röp.

  • Kent Çevre

  • Seçtiklerimiz

  • Emekçi Kadın

BETESAN direnişçisi Zeynel Kızılaslan'la 100 günü deviren direnişi üzerine - KB PDF Yazdır e-Posta
toplumcuaxis tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 22 Kasım 2010 13:16
tersane-direnis-110810-kbnet_01Tersaneler cehenneminde örgütlü mücadele yürüttüğü için işten atılan Zeynel Kızılaslan, 11 Ağustos'tan bu yana tek başına direniyor. Güvenceli çalışma ve yaşam koşulları için direnişini sürdüren BETESAN direnişçisi Zeynel Kızılaslan'ın direnişi bugün 100. gününde.

İlerici kamuoyu Kızılaslan'ın kalame aldığı direniş günceleriyle, direnişi ilgiyle takip ediyor. Kızılaslan'la 100 günü deviren direniş süreci üzerine yaptığımız röportaj ise BETESAN direnişçisinin bu süreci nasıl değerlendirdiğini ele alıyor.

BETESAN direnişçisi Zeynel Kızılaslan'la yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:

"Bu düzene karşı mücadele etmek gerektiğini her sabah direniş çadırını kurduğumuzda tekrar anlıyoruz"

- BETESAN direnişi sadece Tuzla tersanelerinde tersane işçilerine değil, patronların kölelik dayatmaları ve saldırıları altında ezilen diğer işçi bölüklerine de örnek oldu. Geride kalan 100 günlük direniş sürecini özetler misin?

Her işçi direnişi aslında sermayenin karşısında bir kazanımdır. BETESAN direnişi sermayenin laboratuvarı olan tersanelerde bir direniştir. Tersaneler ortaçağ kölelik koşullarının hüküm sürdüğü, işçilerin yaşam hakkının olmadığı bir cehennem aslında. Tersaneler işçiler için böyle koşullar oluştururken, patronlar için devasa servetler ve yaşamlar sunuyor. Burada biz işçilerin haklarını savunmak o kadar da kolay bir şey değil. Ben örgütlü bir işçi, sorunlara karşı duyarlı bir insan olduğum için işten atıldım. İşçiler her yanıyla tehdit altındalar. Bizler bazen bu kadar sömürünün yaşandığı yerde neden bu kadar az ses çıktığını sorguluyoruz fakat işçilerin yaşamları o kadar kontrol altında tutuluyor ki, kafalarını kaldıran herkes ağır baskı altına alınıyor. Duyarlılık gösteren işçiler potansiyel “suçlu” olarak görülüyor. En ufak hakkını arayan işçi dahi işe alınmıyor ve kara propagandalarla işçiye yükleniliyor.

BETESAN direnişi bu saldırılara karşı da bir yanıttır. 100 günlük direniş zarfında baskılar, karalamalar yapıldı direnişe dair, ama haklı bir mücadelenin önünde hiçbir şeyin duramadığını da bu 100 günlük direniş zamanında öğrenmiş olduk.

İnşaat sektöründen, hizmet sektörüne, fabrikalara, tersanelere kadar birçok işçi BETESAN direnişini örnek aldı. 100 günlük direniş sürecinde, BETESAN direnişine en çok dayanışma içerisinde bulunan yine tersane işçileri ve direnişteki işçiler oldu. Bu tabi ki sınıf dayanışmasının bir gereği olarak yapıldı ama BETESAN direnişinin bu yönüyle çok iyi örnek olduğunu düşünüyorum. Direnişteki işçiler, direnişlerine BETESAN direnişinden birşeyler katmışlardır. Tersanedeki bir direnişin sınıfın bütün kesimlerini kucaklayan bir yanı, bütün ezilenlerin çığlığı olduğunu görüyoruz. 100 günlük direniş zarfında mütevazi de olsa sınıf hareketini büyülten ve ileriye taşıyan bir direniş görüyoruz. Bu da BETESAN direnişinin en büyük anlamı aslında.

 "Yılgınlığın hakim olduğu tersanelerde tekrardan bir direniş sahne aldı"

- Kapitalist kriz sürecinde Tuzla tersanelerinde kitlesel işçi kıyımları ve yoğun hak gaspları yaşandı. BETESAN direnişi böyle bir sürecin ardından gelişti. Tersanelerdeki tabloyla birlikte düşünüldüğünde BETESAN direnişi nasıl bir rol oynadı? Nasıl bir etki yarattı?

Kapitalist krizin gemi inşa sektörünü derinden etkilemesinde aslında tersane patronlarının payı olduğunu görüyoruz. Ellerindeki siparişleri kendileri iptal ettirdiler. Taşıma (navlun) fiyatlarındaki düşüşler gemi fiyatlarını da etkiledi. Bunun üzerine eskisi gibi kazanamayacaklarını düşündüler ve siparişleri iptal ettiler. Bunu da işçilere yıkmak istediler. Büyük işçi kıyımları yaşandı. Bu saldırılara karşı örgütlü bir tepkinin verilmemesiyle birlikte 30 bine yakın işçi işten çıkarıldı. Böyle bir süreç kazanılmış bütün haklara dönük yoğun saldırıları da beraberinde getirdi. Sigortalar yatırılmazken ücretler yarı yarıya düşürüldü, çalışma saatleri arttırıldı, iş cinayetleri de devam etti. Her şeyin bitti dendiği anda işçiler adına BETESAN direnişi başladı. Ağır bir yenilgiden çıkan tersane işçileri, direniş çadırının tersanelerin meydanına kurulmasıyla kısmi oranda toparlandı. Yılgınlığın hakim olduğu tersanelerde tekrardan bir direniş sahne aldı.

Bunlar hak gasplarını yoğunlaştıran patronlar ve taşeronlara verilen yanıtlarla görüldü. BETESAN direnişinden öğrenen işçiler gemilerde hakları için oturma eylemleri yaptı. Yüzlerce işçi, aylardır verilmeyen ücretleri için direniş geçti, yevmiyelerin arttırılması için birlikte hareket ettiler. Bu eylemler sadece Tuzla'da değil birçok yerde görüldü. Sınıf hareketine çok şey kattığını düşünüyorum BETESAN direnişinin.

 "BETESAN direnişi de benim direnişim değil işçi sınıfının, tersane işçilerinin direnişidir"

- Direniş süreçlerinde sınıf dayanışmasının rolü tartışmasız en önemli noktadır. BETESAN direnişi hak ettiği dayanışmayı gördü mü? 100 günlük süreçte sendikalar, demokratik kitle örgütleri, ilerici ve devrimci güçler bu konuda nasıl bir sınav verdiler? Siz bunun için neler yaptınız?

BETESAN direnişinin hak ettiği dayanışmayı görmediğini düşünüyorum. Ben aynı zamanda Tersane İşçileri Birliği Derneği (TİB-DER)’in başkan yardımcısıyım. Biz tersane işçileri olarak, birliğin kuruluşundan beri bütün direnişlerle sınıf dayanışmasını en önde tutanlardan olduk her zaman. Telekom’dan, liman işçilerine, basın işçilerine kadar bütün direnişler grevler ve eylemlerle hep dayanışma içerisinde olduk.

Birçok direnişin alanımızdaki sesi olduk. Böyle bir kültüre sahip olan işçiler olarak biz de sınıf dayanışmasının daha büyük olmasını isterdik. Ama ne yazık ki beklediğimiz desteği dış kamuoyundan görmedik. Sınıf dayanışmasını yükselten bizimle hep direnişteki işçiler oldular ÇEL-MER, Mutaş, UPS, Rimaks, Samka, TEKEL, İleri Elektronik Kimya işçisi Saim Karaçay, işten atılan mimar Özlem Aydın bizimle dayanışma içerisinde olan işçiler. İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR), ÇHD İstanbul Şubesi Çalışma Yaşamı Komisyonu, Toplumcu Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları (TMMŞP), (+) İvme Dergisi, HSGGP, Tüm Bel Sen, Emekli-Sen, Kızakaltı, Ev Eksenli Çalışanlar Sendikası ve TMMOB Makine Mühendisleri Odası bizimle dayanışma içerisinde olan kurumlar. İlerici, devrimci kamuoyundan ise OSİM-DER, Kartal İşçi Kültür Evi, BDSP, PDD, Devrimci İşçi Hareketi, Ekim Gençliği, UİD-DER, İşçi Birliği Gazetesi, Tanyeri Şiir Grubu bizimle direniş sürecinde dayanışma içerisinde olan kurumlar. Buradan OSİM-DER’den dostlara sınıf dayanışmasının en önemli örneklerini herkese gösterdikleri için de teşekkür ediyorum. Direnişin başlangıcından itibaren her cuma günü direniş nöbeti tuttular. Örnek alınması gereken bir davranış bu işte. Direniş sürecince OSİM-DER’li dostlar bize de öğrettiler ki, direnişe sadece bir kere gelip gitme ile destek olunmaz. Zaman zaman ne yapılması gerektiğini gösterdiler, direnişi yönlendirdiler, fikirlerini paylaştılar, direnişin o günkü masraflarını karşıladılar. Onu sınıfın kazanımı yapana kadar sürdürmek gerektiğini öğretmiş oldular. Buradan bu kültürü sınıfa kattıkları için onlara teşekkür ediyorum. Direniş sürecinde dostlarımızın bireysel olarak daha çok desteğini gördük. İsimlerini burada sayamayacağımız birçok dostumuz var. Ama bu 100 günlük süreç zarfında ilerici devrimci güçler iyi bir sınav veremediler. Buna da söyle bakmak gerekiyor ki, bu güçlerin buralardan bakmak gibi bir niyetleri yok. Bu sadece benim direnişimle ilgili değil, bütün direnişlerle ilgili bir konu aslında. Bizler buralarda kaybedersek her yerde kaybederiz. Paşabahçe direnişi kazanımla sonuçlandı. İşçi sınıfı adına büyük bir kazanım, sadece temizlik işçileri kazanmadı, bütün işçi sınıfı kazandı bu direnişle, ilerici devrimci güçler kazandı. BETESAN direnişi de benim direnişim değil işçi sınıfının, tersane işçilerinin direnişidir. Biz bu bakış açısıyla bakmaz isek kaybederiz.

 "Sınırları tanımayan işçiler kendi araçlarını da yaratıyor"

- Kuşkusuz 100 günlük süreçte senin kaleminden çıkan direniş güncelerinin hakkını vermek gerekiyor. Bu günceler direnişin gündemleşmesi için nasıl bir etki yarattı? Senin için bu güncelerin önemi ne?

Bu kültürü aslında Entes direnişinden Gülistan Kobatan’ın kaleminden öğrendik. Tek kişilik direnişlerin kendi içinde belli sınırlılıkları var. Ama sınırları tanımayan işçiler kendi araçlarını da tarihsel süreçte yaratıyor. Direniş güncesi de burada tek başına direnen işçinin silahı gibi duruyor aslında. O direnişin yayılmasında ve kamuoyunun gündemine gelmesinde büyük bir araç olduğunu gördük. Az önce sorduğunuz soruda da direnişle dayanışma nasıl sorusuna, yazdığım güncelerin etkisi büyük oldu. Bireysel anlamda bize destek veren emekten yana dostlarımızla bağları hep direniş güncesi üzerinden kurduk. Hatta birçok kurumla da günce üzerinden temas yakaladık. Aklınıza gelebilecek birçok yerden hatta yurtdışından bile insanlarla günce üzerinden temas kurduk. Sanal ortam aslında birçok insanın en çok vakit geçirdiği alanlardan biri. Bizimle temas kuramayan herkes o gün direniş yerinde olanları öğreniyor. Direnişin yayılmasını sağlarken bir yandan da direnişi güncel tutuyor. Direnişçi işçinin kalemini de güçlendiriyor. Benim için önemi, sınıf mücadelesine katkısı.

 "Bu düzen kökten değişmeli"

- Son olarak patronların saldırıları altında ezilen işçi sınıfı ve emekçilere mesajın nedir?

Sınıf savaşı devam ediyor. İşçilere emekçilere açlığı yoksulluğu reva gören bu düzene karşı her zaman mücadele etmek gerektiğini her direniş çadırını sabah kurduğumuzda tekrar anlıyoruz. Dünya dönüyor, zaman akıyor... Birileri yaşamlarını, gününü gün ederken, birileri ise sefalet içinde yaşıyor. Çadıra gelen her işçinin yaşamına baktığımızda bir kez daha anlıyoruz ki bu düzen kökten değişmeli. Bu saldırılara karşı tek başına olsan da, nerede olursan ol mücadele etmek gerekiyor. İşçilerin birliği sermayeyi yenecek ve daha güzel bir dünya da yaşayacağız.

(kizilbayrak.net)

Bookmark and Share
ilgili haberler
Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Kasım 2010 13:23
 
 
Joomla Templates