Toplumcu Eksen

Toplumcu Eksen

Eksen Sayı: 6

TMMŞP iletişim grubu

İsim:

Mail:

Arama

kizilbayrak.net

İş cinayetlerinin hesabını soralım!

10 işçi kardeşimizi 28 Şubat’da Adana’da yaşanan bir iş cinayetine kurban vermişken, Esenyurt'ta gelen yeni bir işçi katliamı haberi ile uyandık güne... Devamını oku...

#000000

Kapitalizmin kum torbası

Adana’da inşaat halindeki Gökdere Köprü Barajı’nın kapağının patlaması sonucu 10 işçi sulara kapılarak iş cinayetine kurban gitti. Devamını oku...

#000000

TMMOB bürokrasisindeki çürümedeki son nokta

TMMOB'nin “Ücretli Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları ve İşsizlik Kurultayı” 25 Şubat günü gerçekleştirildi... Devamını oku...

#000000
http://www.toplumcueksen.net/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/5460309473977210.jpg
http://www.toplumcueksen.net/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/694166adana_is_cinayeti.jpg
http://www.toplumcueksen.net/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/645411tmmob_.jpg
thumbnailthumbnailthumbnail

Haberler

ÇHD: Sorumlular cezalandırılsın!

News image

(28.02.12) - Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Adana Şubesi, Pozantı ve Osmaniye Cezaevlerinde yaşanan hak ...

İstanbul Sağlık Hakkı Meclisi kuruldu

News image

(28.02.12) - 11 Mart'ta Ankara'da Türkiye Büyük Sağlık Hakkı Meclisi'ni deklare edecek olan ...

Joomla Templates and Joomla Extensions by JoomlaVision.Com
  • TMMOB

  • Röp.

  • Kent Çevre

  • Seçtiklerimiz

  • Emekçi Kadın

"Evet, Sigortasını Eksik Yatırdım, Aranızda Tam Yatıranınız Var Mı?" - + İvme PDF Yazdır e-Posta
toplumcuaxis tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 29 Aralık 2010 09:31

bengukuzeyMMO  eski yöneticisi  işverenin firmasında çalışırken işine son verilen Makina Mühendisi Bengü Kuzey, iş yerinde yaşadıklarını  ve  haklarını ararken gerek odası, gerekse de oda yöneticisi patronun tutumlarını yaptığımız röportajda anlattı.

İvme Dergisi: Bengü merhaba. Hayatını ücretli çalışarak kazanan bir makina mühendisisin. Kısa süre önce sıkıntılı bir işten çıkış süreci yaşadığını, hakkını aramak için mahkemeye başvurduğunu biliyoruz. Bize bu süreci kısaca anlatır mısın?

Bengü Kuzey: 2007 Aralık ayında yeni mezun bir mühendis olarak işe başladım. Daha önce profesyonel anlamda bir iş tecrübem yoktu. İşverenim Oda çevresinde daha önceden tanıdığım bir insandı. Hatta kendileriyle merkezi bir Ankara eyleminden dönerken tanışmıştık. Kendisinin IKK sekreterliği yaptığı dönemde ben de MMO Öğrenci Komisyonu başkanıydım. Mezun olduktan sonra Oda’nın işsiz mühendisler bürosuna başvurdum. Benden önceki mühendis arkadaşın kaçarcasına ayrılışı nedeniyle acil eleman arıyorlardı. Özgeçmişimi görünce çağırdılar. Gittim, kısa bir görüşme oldu. Senin işe ihtiyacın var, bizim mühendise, gel başla şeklinde. Ertesi gün işe başladım.

Fazla mesailerim ödenmeden, yıllık izinlerim her seferinde krize dönüşerek, bayramda, Pazar günü vs. Haziran 2010’a kadar 2,5 yıl çalıştım. Hepsini tek tek anlatmanın anlamı yok ama küçük firma, aile şirketi ve tüm çalışanlar firmanın malı, patron kabilenin reisi zihniyeti nedeniyle büyük küçük pek çok sıkıntı yaşadım. Masamın üzerine koyduğum klasörün, bilgisayar ekranımda ne olduğunu görmelerini engellediği gerekçesiyle ben de masada otururken haşince yerinden alınmasından tutun da, haftalar öncesinden arkadaşımın düğününe denk gelecek şekilde talep ettiğim yıllık iznin uygun olmadığı için verilmeyip sadece o gün izinli olacağımın söylenmesine rağmen bir gün öncesinden ertesi gün yapılacak seminere gideceğimin bildirilmesiyle izin talebimin “kibarca” görmezden gelinmesi ve bunun üzerine yaptığım itiraz konuşmasının sonucunda firmada her gün kahve içmemin patronum için bir sıkıntı olduğunun ifade edilmesine kadar pek çok olay… Tabii olayların nevi psikolojik taciz şeklinde olduğu için yapılanların hukuki açıdan ispatı olmuyor ve şahitleri de hâlâ o firmada çalışan insanlar olduğu için kimse bu konularda şahit olmak istemiyor. Aşağı yukarı firmadaki son 6 ayım bu şekilde geçti. Eski patronum son noktayı Mayıs ortasında gittiği bir iş gezisinden dönüşte benimle yaptığı bir toplantıda koydu. Döner dönmez bana sorduğu soru “ Maaşını çıkarabildin mi?” oldu. İşlerin kötü gittiğinden, benim yeterince çaba göstermediğimden dem vurdu. Bana yanıtımı sorduğunda kendisi çok sinirli olduğundan, o sakinleşince konuşmayı tercih ettiğimi söyledim. Bunun üzerine bana “çık dışarı” diye birkaç kez bağırdı. Ben de çıktım. Dışarıdan bir avukat arkadaşı aradım. Hukuki olarak yazılı bir şey yoksa hiçbir hak iddia edemeyeceğimi belirtti. Ben de mecburen geri döndüm. Sonuçta hayatımı emeğimi satarak kazanıyorum. Ofise döndüğümde, kendilerine bir profesyonel olarak döndüğümü belirttim. Sonuçta işten ayrılana kadar yapmam gereken işleri yaptım, çok önceden konuşulmuş bir iznim vardı, onu kullandım vs. Mayıs ayı maaşımı daha alamamıştım. Ben izindeyken firmadaki diğer çalışanlara alacakları ödenmiş, fakat benimki ödenmemişti. Bu da artık benim için kopuş oldu. Zaten oğulları makine mühendisliğinden mezun olmuştu. Tüm bu psikolojik baskıyı bunun da etkisiyle uyguluyorlardı. İş azdı, benim tazminatım fazlaydı vs.

İvme Dergisi: Tazminatını alabildin mi?

Bengü Kuzey: Hayır, tazminatımı da çalıştığım en son ayın maaşını da alamadım. Bir önceki aydan kalan alacağımı da işten çıkışımdan 2 hafta sonra yatırdılar.

İvme Dergisi: Ne kadar süre sonra yeni bir işe girebildin ve sonrasında neler yaşandı?

Bengü Kuzey: Birkaç gün sonra işe girdim. Fakat eski patronum bu işyerine gelerek hakkımda çeşitli iddialarda bulundu ve yeni işverenimle eski hukukunu ve ilişkisini de kullanarak, sınıfsal bir işbirliği içerisinde işten atılmama neden oldu. Bunun devamında doğal olarak tek geliri maaşı olan bir mühendis olduğum için iş arama sürecinde gerek maddi, gerekse eski patronumun psikolojik taciz ve sözlü hakaretleri –ki Oda çevresi de bunlara şahit olmuştur- nedeniyle manevi olarak ciddi anlamda sıkıntı yaşadım. Sonuçta aynı çevre içerisinde iş aramaya devam ediyorsunuz ve bu süreç dönüp dolaşıp karşınıza çıkıyor. En sonunda – ki birkaç ay aldı – beni bütün bu “problemlerimle” kabul edecek bir iş yeri buldum.

İvme Dergisi: Senin de belirttiğin gibi eski patronun, kendini emekten yana tanımlayan bir demokratik kitle örgütü olan TMMOB’nin İl Koordinasyon Kurulu’nda sekreterlik yapmış bir kişi. Makina Mühendisleri Odası’nın eski yöneticilerinden ve şu anda da MMO Onur Kurulu üyesi. Bu kurumlardan beklenen elbette haksızlığa uğrayan üyelerinin yanında olmalarıdır. Sen kendi yaşadıkların konusunda Makina Mühendisleri Odası içinde bir süreç işletmeye çalıştın mı? Sonucu ne oldu?

Bengü Kuzey: Tabii ki Odama başvurdum. İkinci işimden çıkarılışımdan sonra – çünkü artık eski patronumun yaptıklarının fiziki bir kanıtı da vardı- 3 Ağustos tarihinde Oda’ya bir dilekçe vererek tüm süreci özetledim. Ve Oda yönetmeliklerinin işletilmesini talep ettim. Oda’nın henüz resmi bir yanıtı yok. Ben de sonucu merak ediyorum. Sonuçta bu olay aslında Oda’nın mühendise bakışının, her zaman vurguladıkları emekten yana olma düsturunu pratikte ne kadar hayata geçirdiklerinin ve samimiyetlerinin bir göstergesi olacak.

İvme Dergisi: MMO İstanbul Şubesi içinde demokratların kurulu olarak bilinen Danışma Kurulu içinde bu konuyu gündeme getirdiğin toplantıyı hep birlikte yaşadık. Bu toplantıda eski patronun tarafından yalancılıkla suçlandın, bununla da kalınmadı, özel hayatına ilişkin bilgiler saygısızca ifşa edildi. Kısacası patron-çalışan sorununun ötesinde, bir insan ve bir kadın olarak da hakarete uğradın. Bu toplantı sırasında ve sonrasında neler düşündün, neler hissettin, bizimle paylaşır mısın?

Bengü Kuzey: Öncelikle düzelteyim, bu konuyu ben gündeme getirmedim. Eski patronum benim Danışma Kurulu üyesi olmama itiraz etti ve neden olarak da sizin soruda belirttiğiniz nedenleri sıraladı. Ben açıkçası onun adına utanıyorum. Bu kadar çirkin bir üslupla insanları kendi tarafına çekme çabası gerçekten acıklı bir durum. Onun bakışına göre dünkü çocuk onun tehditlerine pabuç bırakmadığı için böyle hareket ediyor. Benim bu olayı bireysel bir sorunmuş gibi algılanır kaygısıyla gündeme getirmeye dair kaygılarım vardı. Ama eski patronum haksız olmanın da getirdiği hırsla ve “yılların odacısı” olmanın verdiği güvenle çıktığı kürsüde, taşıdığı bakışın tüm özelliklerini sergilemiştir. Siyahi olsam zenciliğime hakaret edecekti. Ben bunu böyle değerlendiriyorum. Sonuçta ben bu insanları demokrat kimlikleriyle tanıdığım için çok da mesafeli bir patron-işçi durumumuz yoktu. Sonuçta beraber basın açıklamasına, eyleme gittiğiniz insanlarla sevdiğiniz insanı tanıştırabilirsiniz. Kendisinin tavrı tamamen bir “egemen” tavrıdır. Patron, toplumsal ahlak savunucusu ve erkek… Danışma’dan çıkarken “patronların ta anasını” diye küfür ederek üslubunu ve tüm bu tavırlarını perçinlemiştir zaten.

İvme Dergisi: Gerek patronun olan kişi gerekse MMO İstanbul yönetimi, kendisini solda tanımlayan ve bu örgütlerdeki konumlarını sol gelenekten gelmeye borçlu olan kişiler. Emekten yana olduğu iddiasındaki örgütlerde yaşanan bu tür olayları politik ve sınıfsal olarak nasıl yorumluyorsun? Ve sence ne yapılmalı?

Bengü Kuzey: Örgütlerde üyeler aktif katılımcı olmadıkça bu sonuç kaçınılmaz olacaktır diye düşünüyorum. Makina’nın üye profilinin ortalama %70’inin ücretli mühendis olduğunu düşünsek, yönetimdeki oran bunun tam tersinin bile altında. (Gerçek sayılar bunlardan da vahim sanırım). İşin kötüsü bu insanlar, tüm bir mücadeleyi ve politika yapma biçimini konuşmaya indirgemiş durumdalar. Ben o Danışma’da çıkıp “AKP şöyle kötü, ABD böyle kötü” deseydim benden iyisi olmazdı. Ama benim durumum işte gerçek sınıf çatışmasının içinden… İş yerinde hak gaspına uğramış, daha sonra girdiği işinden eski patronunun tehditlerine boyun eğmediği için çıkarılmış, hukuk mücadelesi veren bir çalışan. İşin gerçekten acıklı tarafı, İş Hukuku çalışanı meslek örgütümüzün “hukuk”undan daha fazla koruyor. Bana hem Danışma’da hem de Danışma’dan sonra “Bengü devlete sığınıyor” dediler. Hallerine güldüm. Ama süreç boyunca kendinizi yalnız hissediyorsunuz. En basiti adam Oda kürsüsünden size öyle yalancıdır, böyle yalancıdır diyor. Şu tavırları devam ederse Oda’nın bir işveren örgütü olduğunu düşünmem gerekecek. Yazık. Sonuçta yapılması gereken bu durumda doğru hareket edebilmek… Sonuçta çalışan mühendislerin çoğu sorumluluklarının altında yetkileri olmadığı için eziliyor. Ya da Danışma’da eski patronum “Evet, sigortasını eksik yatırdım, aranızda tam yatıranınız var mı?” diye sorduğunda koca salondan tek bir itiraz geldi. Bunlar için artık maalesef kanıksanmış haksızlıklar denilebilir. Ama nihayetinde köle değiliz. İş yasasının bizi de koruyan maddeleri var. Benim durumumda tavrı doğru olmasa da meslek örgütlerimiz var. Tüm bu araçların iyi bilinip etkinleştirilmesi gerekiyor.

İvme Dergisi: Son olarak, yasal sürecin ne aşamada olduğuna dair bizi bilgilendirir misin?

Bengü Kuzey: 1 Aralık’ta ilk duruşma yapıldı ve hemen Mart’a ertelendi. Adli tatil öncesi bir duruşma daha olur diye bekliyoruz. Sanırım 1,5 yıl içerisinde de dava sonuçlanacak.

(Röportaj ivmedergisi.com sitesinden alınmıştır.)

Bookmark and Share
ilgili haberler
Son Güncelleme: Çarşamba, 29 Aralık 2010 09:48
 
 
Joomla Training by JoomlaShack.com